samsunpdr.org

PDR

PDR

Türkiye’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Hizmetlerinin Dünü, Bugünü ve Yarını

  1. Giriş

İçinde bulunduğumuz üçüncü milenyumun bu ilk yıllarında, dünya her zamankinden daha hızlı bir değişim geçirmektedir. Bir yandan teknolojinin hayatımıza getirdiği kolaylıklar ve değişimin olumlu etkileri, diğer yandan toplumun hemen hemen her kesiminin ruhsal durumunu tehdit eden krizler adeta iç içe yaşanmaktadır. Çocuklar, ergenler ve yetişkinler kişisel, aile, eğitim, kariyer ve sosyal alanda başarılı olmak için bir birbirleriye yarışırken diğer yandan gelişimlerini olumsuz etkileyen durumlarla sürekli olarak karşı karşıya kalmaktadırlar. Çeşitli küresel, bölgesel ve kültürel konular her yaştan bireyin yaşamını önemli oranda etkilemektedir. Harper (2000) bu yüzyılın, heyecan verici olduğu kadar büyük zorlukların ve sosyal değişimlerin sıklıkla yaşanacağı bir yüzyıl olacağını öngörmektedir. Gerçekten de küreselleşme, ekonominin yapısal değişimi, iklimin değişimi, değişen aile yapısı, çok kültürlülük gibi alanlarda meydana gelen çarpıcı değişimler, etkisini birey ve grupların sosyal ve psikolojik yaşamlarında da hissettirecek gibi görünmektedir.

Psikolojik danışmanlar bu gibi zorluklarla yüz yüze gelen birey ya da gruplara yardım etmede önemli bir yere sahiptir. Öyle görülüyor ki, içinde bulunduğumuz 21.Yüzyılda, toplum psikolojik danışmanlara belki de her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyacaktır. Bu nedenle ülkemizde okul psikolojik danışma hizmetlerinin geçmişini ve bugününü anlamaya çalışmak kadar geleceğini de okumaya çalışmak önemli görünmektedir.

Ondokuzuncu yüz yılın sonlarında Amerika Birleşik Devletleri’nde bir “meslekî rehberlik” hareketi olarak doğan, 20.Yüzyılın ilk çeyreğinde o ülkenin eğitim sisteminde yerini alan “psikolojik danışma ve rehberlik” (PDR) hizmetleri, Türk Eğitim Sistemine 1950’li yıllarda girmiştir. Bu tarihten sonra dünyada ve ülkemizde meydana gelen politik, ekonomik, toplumsal ve teknolojik değişimler diğer alanlarda olduğu gibi PDR alanında da pek çok değişimi beraberinde getirmiştir. Ayrıca bu değişimin gelecekte, her zaman olduğundan daha da hızlı bir seyir izleyeceği tahmin edilmektedir.

Tıpkı diğer mesleklerde olduğu gibi, PDR alanının da Türkiye’deki geleceğini şimdiden okumak, ileriki yıllarda ihtiyaç duyulacak çalışma alanlarını öngörmek, gelecekte meslek elemanlarının hangi nitelik ve yeterliklere sahip olmaları gerektiğini belirlemek ve onları bu doğrultuda hazırlamak mesleğin geleceği açısından son derece önemlidir. Kuşkusuz bunu yapabilmenin yolu, geleceği okumak kadar bu mesleğin o ülkedeki dünü ve bugününü de anlamaktan geçer. Bu nedenle bu yazıda ülkemizde PDR alanının geleceği üzerinde öngörülerde bulunmadan önce, bu hizmet alanının geçmişi ve bugünü incelenecektir. Çünkü geleceği doğru okuyabilmek ve daha az hata yapmak için geçmişi anlamak gerekir.

Ancak Türkiye’de psikolojik danışma hizmetlerinin dünü ve bugününü tartışmak bir anlamda okul psikolojik danışma hizmetlerinin dünü ve bugününü tartışmak anlamına gelmektedir. Çünkü PDR hizmetlerinin Türkiye’ye girişi eğitim alanında olmuş, sonraki yıllarda lisans ve lisansüstü düzeyde okutulan eğitim programları okul PDR hizmetlerine odaklandığı gibi, bu programlardan mezun olanların çalışma alanları da nerdeyse tamamen okul PDR birimleri ile Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM) olmuştur.

“Türkiye’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin Dünü, Bugünü ve Yarını”nı konu alan bu çalışmanın I. Bölümünde PDR alanının Türkiye’deki gelişim sürecini etkileyen temel tarihsel olgulara yer verilecektir. Bu bölümde yer alan konular şunlardır: 1) Türkiye’de 1950 Öncesi Rehberlik Hizmetleri, 2) Türk-Amerikan Yakınlaşmasının Etkileri, 3) Amerikalı Uzmanların Türkiye’deki Çalışmaları, 4) Test ve Araştırma Bürosunun Kurulması, 5) Rehberliğe ilişkin Ortaöğretim Okullarında Yürütülen Başlangıç Çalışmaları, 6) Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde Yürütülen Çalışmalar, 7) Beş Yıllık Kalkınma Plânlarında Rehberlik, 8) Millî Eğitin şûralarında Rehberlik, 9) Yükseköğretim Kurumlarında Rehberliğe ilişkin Gözlenen Gelişmeler, 10) Türkiye’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Eğitiminin Başlaması, 11) Tarihî şahsiyetler.

“Türkiye’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin Bugünkü Durumu”nun ele alındığı II. Bölümde ise şu konulara yer verilecektir: 1) Türkiye’de Rehber Öğretmenlerin (Okul Psikolojik Danışmanların) Sayısal Durumu, 2)PDR Hizmetlerinde Nitelik Sorunu (Türk Kültürüne Özgü Model Arayışı, Alan Dışı Atamalar Sorunu, fizikî Koşullar, Ölçme Araçları ve Bilişim Teknolojilerine ilişkin Yetersizlikler, PDR Lisans Programlarından Mezun Olanların Yetişme Eksikliklerinin Olması), 3) PDR Lisans Programlarının Adlarında Gözlenen Değişimler, 4) Yükseköğretimde PDR Programlarının Sayısal Durumu, 5)

Yükseköğretimde PDR Programları Arasında Gözlenen Farklılıklar ve Akreditasyon ihtiyacı, 6) Rehberlikten Psikolojik Danışmaya Geçiş, 7) PDR’de Unvan Sorunu: Rehber Öğretmen mi? Psikolojik Danışman mı? 8) PDR Lisans Programlarına Girişte Kullanılan Puan Türünün Değişmesi, 9) Mezunların Çalışma Alanları, 10) Alanın Popülerliğinin Artması, 11) Meslek

Dernekleri, Oda ve Meslek Birliği Çalışmaları, 12) Meslekî Rehberliğe ilişkin MEB – İŞKUR Yakınlaşması ve Bu Hareketliliğin Dinamikleri, 13) ABD ve Türkiye’de PDR Hizmetlerinin Gelişim Seyrinde Gözlenen Paralellikler.

“Türkiye’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin Geleceğine İlişkin Bazı Öngörüler” adlı III. Bölüm ise, şu konu başlıklarından oluşacaktır: 1) Okul PDR Hizmetlerinde Model Arayışı: Kriz Odaklı Rehberlikten Kapsamlı Gelişimsel PDR Programlarına (a) Kapsamlı Gelişimsel PDR Programları Modeli, b) Bu Modelinin Türk Eğitim Sistemine Uygunluğunun Değerlendirilmesi), 2) Yeni Kuramlara Duyulan ihtiyaç, 3) Okul Psikolojik Danışmanlarının Gelecek Rolleri (a) Rol Karmaşası ve Bu Karmaşanın

Nedenleri, b) Danışmanların Rol Tanımları ve Odaklanacakları Hizmetlerde Değişim, c) Gelecekte Okul Psikolojik Danışmanlarından Beklenen Rol ve Fonksiyonlar), 4) PDR Programlarının Akredite Edilme Gerekliliği, 5) Bütün

Öğrencilerin Gelişiminin Hedeflenmesi, 6) Diğer Meslek Grupları ile işbirliğinin

Kaçınılmaz Olması, 7) Çok Kültürlü Psikolojik Danışma Yaklaşımlarının Önem Kazanması, 8) PDR Hizmetlerinde Teknolojiye Duyulan ihtiyacın Artması, 9) PDR Hizmetlerinin

Etkililiğinin Kanıtlanma Gereksinimi, 10) Okul Psikolojik Danışmanları için Sürekli Eğitimin

Kaçınılmaz Olması, 11) PDR Hizmetlerinin Okul Sisteminin Ana Unsuru Olarak

Benimsenmesi, 12) Grup Çalışmalarına Daha Fazla Zaman Ayrılması, 13) PDR Hizmetlerinin Daha Az Korkutucu Olması.

  1. Türkiye’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin Kısa Tarihçesi

Bu bölümde Türkiye de psikolojik danışma ve rehberlik (PDR) hizmetlerinin kısa tarihçesi aşağıda yer alan başlıklar çerçevesinde ele alınacaktır:

  • Türkiye’de 1950 Öncesi Rehberlik Hizmetleri

Ülkemizde çağdaş anlamdaki psikolojik danışma ve rehberlik (PDR) uygulamaları yeni olmakla birlikte, okul programlarında rehberlik anlayışının yer alması Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar inmektedir. Öğrencilerin duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimine ilişkin yazılara 1920’li yıllarda özellikle öğretmen okullarındaki pedagoji kitaplarında rastlanmaktadır (Baymur, 1980; Kuzgun, 2000). Henüz Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren, öğrencilerin bireysel ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarını dikkate alan bir yaklaşım belirli oranda benimsenmiş, sonraki yıllarda öğretmenler arasında “aktif metot” olarak bilinen “bireysel eğitim” ve “yaparak öğrenme” akımının sonucu olarak, çocuğun bir birey olarak ayrıntılı incelenmesi ve kişisel niteliklerine en uygun bir eğitim ve meslek alanına yönelmesi teşvik edilmiştir (Tan, 2000). Ayrıca 1939 ilkokul Müfredat Programı ile 1948 Ortaokul Müfredat Programlarında, okulun ve öğretmenin öğrencileri yetenek sınırları içinde en yüksek başarıya götürmede kılavuzluk yapması gerektiğinden söz edilmiş (Tan, 1986), Tan, 1986), bir anlamda öğretmenlerin psikolojik danışma ve rehberlikle ilgili sorumluluklarına genel olarak atıf yapılmıştır (Doğan, 1996).

  • Türk-Amerikan Yakınlaşmasının Etkileri

Bir bireyin başka bir bireye yaptığı yardım biçiminde sınırlı bir anlayışla ele alınırsa, rehberlik, insanoğlunun dünyada varoluşu ile başlamıştır denebilir (Kuzgun, 2000). Ancak, bireyin ilgi, yetenek ve değerlerini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerini bilmesi, çevrede kendisine sunulan olanaklardan haberdar olması, mevcut seçeneklerden kendisine en uygun olanını seçebilmesi, içinde yaşadığı toplumun mutlu, uyumlu ve üretken bir ferdi olması, kısacası kendisini gerçekleştirebilmesi için bireye sunulan sistemli ve profesyonel yardımlar olarak tanımlanan PDR hizmetleri Amerika Birleşik Devletleri’nde doğup büyümüş ve uygulamalı bir bilim dalı haline gelmiştir.

Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında ABD’de bir meslekî rehberlik hareketi olarak doğan bu hizmet alanı, başlangıçta fabrika önlerinde iş bulmak amacıyla bekleyen ve çoğunluğu göçmenlerden oluşan işsiz kitlelerini, işletmelerin ihtiyaç duyduğu alanlara yerleştirme fonksiyonu üstlenmiştir. ABD.’de bugün bile “okul danışmanlığı” ve “meslek rehberliği” hizmetlerinin babası kabul edilen Frank Parsons aslında o dönemlerde rehberlik hizmetlerini amatör düzeyde yapmaya başlayan bir mühendisti (HarrisBowlsbey, Suddarth ve Reile (1998). Bu ülkenin orta dereceli okullarına sistemli olarak 1920’lerde giren PDR hizmetleri, günümüzde bir yandan çocuk, genç ve hatta yetişkinlerin kariyer gelişimlerine yardım edici, diğer yandan bireylerin sosyal, eğitsel ve kişilik gelişimini destekleyici, ruh sağlığını koruyucu işlevler gören bir hizmet alanı olarak gelişimini sürdürmektedir.

Ülkemizde ise 1920–1950 arası dönemde hazırlanan okul müfredat programlarında zaman zaman rehberlik anlayışının izlerini görmek mümkün olsa da, PDR hizmetlerinin Türk Millî Eğitim Sistemi’ne bilinçli olarak girmesi 1950’li yıllardan sonra olmuştur. Bu sürecin arka plânında Türk-Amerikan yakınlaşmasının izleri vardır. Özellikle 1945-1950 arası yıllarda askerî ve politik alanda gözlenen Türk-Amerikan yakınlaşması, etkisini eğitim alanında da göstermiş, Marshall yardımı çerçevesinde bir yandan Amerikalı uzmanlar Türk Eğitim Sistemini incelemek üzere ülkemize gelirken, diğer yandan genç Türk bilim adamları uzmanlaşmak üzere ABD’ye gönderilmiştir (Tan, 1974).

Bu yıllarda PDR hizmetleri temelde öğrencilere rehberlik edici faaliyetler ile başlamış, hazırlanan eğitim programlarında bireysel farklılıkların dikkate alınmasının gerekliliği üzerinde durulmuştur (Kuzgun, 2000; Tan, 2000).

2.3. Amerikalı Uzmanların Türkiye’deki Çalışmaları

Türkiye’nin NATO’ya girmesi ve pek çok alanda gözlenen Türk-Amerikan yakınlaşması ile John Ruş, Elwarth Tompkins, Lester Beals, Otto Mathiasen adlı Amerikalı eğitim uzmanları Türk Eğitim Sistemini incelemek üzere ülkemize gelmişlerdir. Bu uzmanlar bir yandan çağdaş eğitim anlayışı ve rehberlik konusunda çeşitli illeri gezerek konferanslar, seminerler vermiş, rehberlik alanında pilot uygulamalar başlatmış, öte yandan eğitim sistemimizin aksayan yanları ve bunları düzeltme kapsamında MEB’na raporlar sunmuşlardır (Tan, 2000; Kuzgun, 2000; Yeşilyaprak, 2004). Bu uzmanların bu çalışmalarının PDR hizmetlerinin ülkemizde bilinmesi ve öneminin kavranmasında etkileri büyük olmuştur.

Örneğin 1951–1952 öğretim yılında ülkemize gelen Missouri Üniversitesinden Professör Ruş, hazırladığı raporunda PDR faaliyetlerine önemli bir yer ayırmış, müfredat programlarından söz ederken “öğrenciler arasındaki bireysel farklılıklara önem verilmesi” üzerinde durmuştur. Ruş aynı zamanda çeşitli illeri gezerek PDR hizmetleri konusunda öğretmen ve yöneticilere konferanslar vermiştir (Tan, 2000).

Bir sonraki eğitim-öğretim yılında Elwarth Tompkins, Mills, Lester Beals ve Kvaraceus adlı eğitim uzmanları benzeri biçimde raporlar hazırlamış, konferanslar vermişlerdir. Bu uzmanlardan Tomkins, eğitim programlarımızın çok yüklü olduğunun altını çizmiş, bireysel farklılıklara yeteri kadar önem verilmediğini belirtmiş ve öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına daha duyarlı bir programa gerek duyulduğunu belirtmiştir. Tompkins ayrıca, öğrenci rehberlik hizmetlerinin örgütlü hale getirilmesini, eğitim programlarının öğrenci ve ülke ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde iyileştirilmesini, öğrencilerin başarı ve diğer gelişim özelliklerinin objektif ölçütlerle değerlendirilmesini önermiştir (Tan, 2000).

Beals hazırladığı raporunda, eğitim sistemimizde rehberlik hizmetlerinin gerekliliği üzerinde durmuş, ülkemizde rehberlik çalışmalarının durumunu ve bu alanda yapılması gereken işleri özetlemiştir. Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Konya ve Samsun’da bir yıla yakın süre deneme niteliğinde rehberlik çalışmaları düzenleyen Beals, öğretmen ve yöneticilere bu konuları kapsayan konferanslar vermiştir (Tan, 2000).

Ülkemizdeki PDR hizmetlerine ilişkin sistemli çalışmalarının ilk kez Amerikalı uzmanların yukarıda özetlenen çalışmalarıyla başladığını söylemek yanlış olmaz.

2.4. Test ve Araştırma Bürosunun Kurulması

Amerikalı eğitim uzmanlarından Prof. Kvaraveus ve Dr. Prescott’un, öğrenciler arasında var olan ilgi, yetenek ve gereksinimler gibi bireysel farklılıkların objektif yöntemlerle saptanmasını tavsiye etmeleri üzerine, 1953 yılında Ankara’da MEB Talim ve Terbiye Dairesine bağlı bir “Test ve Araştırma Bürosu” kurulmuştur (Kuzgun, 2000; Özoğlu, 1982; Tan, 1986).

Bu büroda özellikle ilk ve ortaokullar için başarı testleri geliştirilmiş, Amerika’dan getirilen

Thurstone Zihin Kabiliyetleri, Otis Zihin Kabiliyetleri, Farklı Kabiliyet Testi (DAT) ve Genel Kabiliyet Testi gibi pek çok yetenek testi Türkçeye çevrilmiştir. Test ve Araştırma Bürosunun çalışmalarıyla geliştirilen ölçme araçları, bazı okulların giriş sınavlarında, Kamuda işe alımlarda ve bazı okulların rehberlik faaliyetlerinde kullanılmıştır. Ayrıca bu sayede testler, Türk Eğitim Sisteminde ilk kez seçme amacıyla klâsik yazılı sınavların yerine kullanılmaya başlanmıştır (Tan, 2000).

2.5. Rehberliğe ilişkin Ortaöğretim Okullarında Yürütülen Başlangıç Çalışmaları

Rehberliğe ilişkin bu dönemdeki yürütülen yoğun çalışmalar Millî Eğitim Bakanlığı’nda da etkisini göstermiş, 1955 yılında İstanbul’da Atatürk Kız Lisesi’nin, 1956 yılında Ankara Deneme Lisesi’nin ders programları rehberlik esasına göre hazırlanmış ve uygulamaya geçilmiştir (Özoğlu, 1982; Tan, 1986).

1958–1959 yıllarında çeşitli ülkelerin eğitim sistemlerini incelemek üzere pek çok ülkeyi dolaşan Millî Eğitim Komisyonu hazırladığı raporda, eğitimin bireyselleştirilmesi, yöneltme ve rehberlik anlayışının gereği üzerinde önemle durmuştur (Doğan, 1996; Kuzgun, 2000).

1970–1971 öğretim yılında belirlenen pilot okullarda ülkemizde ilk kez PDR hizmetleri örgütlü bir biçimde başlatılmıştır. Yine aynı öğretim yılında MEB’nca hazırlanan bir genelge ekinde, okullara gönderilen “Orta Dereceli Okullarda Rehberlik Servislerinin Kuruluşu ve Görevleri ile ilgili Bazı Esaslar” adlı dokumanda rehberlik uygulamalarında görev alacak personelin görevleri açıklanmıştır (MEB Tebliğler Dergisi, 1970). Bu genelgede “okul rehberlik personeli” olarak; okul müdürü, danışman rehber, danışman rehberin yardımcıları olarak grup rehberi öğretmenler, sınıf öğretmenleri ve eğitsel kol rehberi öğretmenler gösterilmiştir.

1971 ve 1972 yıllarında MEB Plânlama Araştırma ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı tarafından orta dereceli okullardaki rehberlik çalışmalarının değerlendirilmesine ilişkin iki raporun daha hazırlandığını görmekteyiz (MEB-PAKD, 1971; MEB-PAKD, 1972). Bu raporlarda rehberlik uygulamalarına ilişkin sorunlar ile bu sorunları giderici yönde çözüm önerileri yer almıştır.

1981 yılında Talim ve Terbiye Kurulu tarafından alan uzmanlarından oluşan bir komisyon “Türk Millî Eğitim Sisteminde Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Yeniden Düzenlenmesine ilişkin Esaslar” (MEB, 1981) adlı bir dokuman hazırlamıştır. Bu çalışmada eğitimde rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin; a) gereği, b) bugünkü durumu ve belli başlı sorunları, c) amaçları, d) ilkeleri, e) örgüt yapısı ve bu örgütte yer alacak personelin niteliği ve görevleri ayrıntılı bir biçimde raporlaştırılmıştır.

Ancak ilk “Okul Rehberlik Hizmetleri Yönergesi”, okullarımızda rehberlik hizmetlerinin deneme amaçlı uygulamaya konmasından yaklaşık otuz, örgütlü biçimde başlamasından ise on küsur yıl sonra çıkartılabilmiştir. MEB’nca ilk kez 1983 yılında çıkarılan “Okul Rehberlik Hizmetleri Yönergesi”nde (MEB, 1983) “Koordinatör rehberlik uzmanı” ve “koordinatör rehberlik uzmanının yardımcısı” olarak gösterilen okul rehberlik personelinin görevleri ayrı ayrı belirtilmiştir. Bu tarihten sadece iki yıl sonra yeni bir yönetmelik daha çıkartılmış (MEGSB, 1986) ve bazı değişiklikler yapılmıştır. Örneğin 1983 yönetmeliğinde “koordinatör rehberlik uzmanı” yeni yönetmelikte “koordinatör rehber öğretmen”, okul rehberlik uzmanı” ise yeni yönetmelikte “rehber öğretmen” olarak anılmış ve görevleri sıralanmıştır.

Ancak bu yönetmelikler her ne kadar “Okul Rehberlik Hizmetleri Yönergesi” olarak adlandırılmışsa da, bu tarihe kadar okullarda yürütülen PDR hizmetleri sadece liselerle sınırlandırılmış, ilkokulları henüz kapsamamıştır.

2.6. Rehberlik ve Araştırma Merkezlerin de Yürütülen Çalışmalar

Liselerde yürütülen ilk çalışmalara paralel biçimde, Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM) de açılmaya başlanmış ve sistem içindeki yerini almıştır. Örneğin 1954 yılında Ankara ve İstanbul’da açılan ilk merkezlerden sonra bu merkezlerin sayısı artmış ve 1955 yılında altıya yükselmiştir. Tan (2000) başlangıç yıllarında bu merkezlerde çalışacak PDR alanında yetişmiş profesyonel elemanların bulunmadığını, daha çok ilkokul öğretmenleri ile ilköğretim müfettişlerinin buralarda görev aldığını, bu kişilere yardımcı olacak PDR uzmanlarının olmadığını, yürütülen hizmetlerin daha çok bu personelin kişisel öngörü ve çabalarına bırakıldığını, dolayısıyla bu hizmetlerden beklenen yararın sağlanamadığını belirtmektedir.

Zaman içinde RAM’ların sayısı artarak devam etmişse de, 1968 yılına kadar bu merkezlerin çalışmalarına açıklık getirecek bir yönetmeliğin çıkarılamamış olması, hizmetlerin niteliğini olumsuz etkileyen faktörlerden biri olmuştur. Nihayet 1968 yılında hazırlanan “Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Yönetmeliği” (MEB, 1968), bu merkezlerin çalışmalarına açıklık getirecek şekilde hazırlanıp yürürlüğe sokulmuştur. Bu yönetmelikte merkezin görevleri, merkezde bulunması gereken araç ve gereçler ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır.

Günümüzde Millî Eğitim Bakanlığı RAM’ların amacını, eğitim-öğretim kurumlarındaki PDR hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesiyle ilgili her türlü çalışmanın yanı sıra özel eğitim gerektiren bireylerin de incelenmesi, tanılanması ve yerleştirilebilecekleri en uygun eğitim ortamının önerilmesi olarak belirlemiştir (MEB, 2001a).

2.7. Beş Yıllık Kalkınma Plânlarında Rehberlik

1960 yılından sonra ülkemizde plânlı kalkınma dönemi başlamıştır. Özellikle ikinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı’nda “Gençlere ortaokul ve liselerde sosyal ve meslekî rehberlik hizmetleri sağlanacaktır. Bu hizmet gençlerin özel sorunlarında, ders dışı etkinliklerin geliştirilmesinde, kabiliyetlere göre daha üst seviyede öğrenime veya okulu bırakanların mesleğe yönelmelerinde, tatil aylarında bir işte çalışmalarını düzenlemelerine yardımcı olacaktır. Öğrencilerin yetenek, ilgi ve değerlerine uygun meslek ve öğretim dallarına yönelmeleri, okulda geçen zamanlarında eğitim olanaklarından gereği gibi yararlanabilmeleri için okullarda meslekî rehberlik ve eğitim rehberliği hizmetlerinin geliştirilmesi bir programa bağlanacaktır” denmekte ve böylece eğitim sistemimizde rehberlik hizmetlerine verilen önem vurgulanmaktadır (DPT, 1967). ikinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı’nda olduğu gibi, Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Plânı’nda da (DPT, 1973) eğitimde rehberlik uygulamalarının gerekliliği üzerinde durulmuştur.

Kalkınma Plânları’nda yer alan rehberliğe ilişkin ifadeler alan uzmanları tarafından olumlu gelişmeler olarak algılanmakla birlikte, zaman zaman eleştiri konusu da yapılmıştır. Örneğin Tan (1986) kalkınma plânlarını, öğrenciyi bir birey olarak görmekten çok, onu ekonomik bir varlık olarak gördüğü ve rehberliğin işlevini öğrencilere iyi bir üretici olmaları için sunulacak hizmetlerden ibaret saydığı için eleştirmiştir. Kalkınma plânlarının rehberliğe bakış açısına ilişkin bu eleştirilere katılan Doğan (1991), kalkınma plânlarını, rehberliğin ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlara yöneltme işlevine aşırı vurgu yapması ve rehberliği sanki insan gücü plânlamasının bir aracı olarak görmesi nedeniyle eleştirmiştir.

2.8. Millî Eğitin Şûralarında Rehberlik

Rehberlik hizmetleri ilk kez 1962 yılında toplanan VII. Millî Eğitim şûra’sında ele alınmış ve bundan sonraki şûralarda çeşitli ağırlıklarda hep yer almıştır. Millî Eğitim şûralarında rehberliğe ilişkin alınan kararlar aşağıdaki gibi özetlenebilir (MEB, 1995):

VII. Millî Eğitim Şûra’sında hazırlanmış olan “Orta Öğretim Komitesi Raporu”nda rehberliğe ayrı bir bölüm ayrılmıştır. Uygulama için “grup öğretmenliği” yolu önerilmiş olup, öğretmenin fonksiyonu ve işlerin niteliği belirlenmiştir. Bu raporda rehberlik, öğrencileri bütün yönleri ile tanıyıp, onların çevreye uyum sağlamalarına ve yeteneklerine uygun bir yol seçmelerine yardım hizmeti olarak tanımlanmıştır.

1970 yılında toplanan VIII. Millî Eğitim şûrası, okullarımızda PDR çalışmaları bakımından bir dönüm noktası niteliğindedir. Rehberlik konusu bu şûrada daha ayrıntılı bir biçimde ele alınmakla kalmamış, aynı zamanda bu şûranın ana temasını oluşturmuştur. Bu şûrada programların a) yükseköğretime hazırlama, b) mesleğe ve hayata hazırlama, c) hem yüksek öğretime, hem mesleğe hazırlama olarak çeşitlendirilmesinin gerektiği, her öğrenci için yatay ve dikey geçiş olanakları sunulması kararı alınmıştır. Bu şûrada ayrıca, ortaöğretim kurumlarında rehberlik teşkilatlarının kurulması, geliştirilmesi ve bu konu için gerekli personelin işbaşında yetiştirilmesi ile ilgili çalışmaların Plânlama Araştırma ve Koordinasyon Dairesince yürütülmesi kararlaştırılmıştır.

1974 yılında toplanan IX. Millî Eğitim Şûra’sında, bir önceki şûra’da alınan kararlar benimsenmiş ve orta öğretimin birinci sınıfının (9. sınıf) “yöneltme sınıfı” olması, bu sınıfın sonunda öğrencilerin isteklerine, yeteneklerine ve derslerdeki başarı derecelerine göre ilgili programlardan birine yöneltilebileceği, programlar arasında yatay ve dikey geçişlere olanak verilmesinin gerekliliği benimsenmiş, rehberlik dersinin öğretmenlik formasyonunun zorunlu derslerinden biri olması kabul edilmiştir.

Bu şûra’da ayrıca, okullarımızda rehberlik hizmetlerinin örgütlenmesi ile ilgili esasların belirlenmesi, rehberlik programlarının bütün okullarımızda uygulanması için okul müdürlüklerinin gerekli tedbirleri alması ve her ilde bir RAM kurulması kararı alınmıştır. Bu merkezlere, rehberlik çalışmalarında yönetici ve öğretmenlere yardımcı olma, seminerler düzenleme, danışmanlık yapma, uygulamaları yerinde izleme ve sorunları yerinde çözme görevleri verilmiştir. Ayrıca mevcut RAM’ların niteliğinin geliştirilmesi amacıyla kadro tahsisinin yapılması, uzman atanması, geçici danışman gönderilmesi, seminerler ve kurslar düzenlenmesi, yayınlar ve araçlar sağlanması gibi tedbirler üzerinde durulmuştur.

Bu şûrada, modern fen ve matematik programı uygulayan liseler hariç diğer tüm liselerin haftalık ders programına rehberlik çalışmaları için haftada iki saat zaman ayrıldığı görülmektedir. Ayrıca, yöneltme sürecine temel eğitimden başlanıp ortaöğretimde de devam edilmesi, derslerin seçiminde sınıf öğretmenleri ve rehberlik örgütünün öğrencinin ilgi, istek ve başarıları doğrultusunda yardımcı olmaları kararları alınmıştır.

1981 yılında toplanan X. Millî Eğitim şûrasının PDR açısından dikkati çeken yönü, rehberlik anlayışına uygun etkinliklerin ilk kez okul öncesi eğitim kurumları için de öngörülmüş olmasıdır. Bu şûra’da okul öncesi eğitim gören çocukların gelişimini izlemede kullanılmak üzere “Öğrenci Gelişme Dosyası” ve izleme araçlarının geliştirilmesi kararı alınmıştır. Bu Şûra’da öncekilerde olduğu gibi, rehberlik ve yöneltme hizmetlerine ağırlık verilmesi üzerinde durulmuştur. Rehberlik çalışmaları için gerekli araç ve gereçlerin geliştirilmesi, ortaöğretimin çok amaçlı lise ile meslekî ve teknik okullar olarak yeniden düzenlenmesi, çok amaçlı okulların programlarında ortak dersler bulunması, meslek kazandırıcı ve mesleğe hazırlayıcı derslere de yer verilmesi kararları alınmıştır.

Bu şûradan sadece bir yıl sonra 1982 yılında toplanan XI. Millî Eğitim Şûrası’nda, eğitim sisteminde yer alması gereken uzmanlık alanları ve bu alanlarda çalışacak personelin unvanları belirlenmiştir. Eğitimde rehberlik hizmetlerinden sorumlu profesyonel elemanlara “Okul Danışmanı” denmesi üzerinde durulmuş, okul danışmanı her düzeydeki eğitim kurumlarında, öğrencilerin eğitim programı, meslek seçimi ve uyum sorunlarını çözmelerine yardım eden, öğretmen ve ana babalara yol gösteren uzman olarak tanımlanmıştır. Okul danışmanlarının görevlerinin ayrıntılı olarak sıralandığı bu şûra’da, uzmanlık eğitimi için bir model de önerilmiştir. Bu modele göre okul danışmanı (uzman) olmak için tezli yüksek lisans eğitimi gerekli görülmüş, ancak okul danışmanlığında lisans eğitimi görenlerin “danışman yardımcısı” (uzman yardımcısı) olarak atanmaları kararı alınmıştır.

Duyurular

Fotoğraflar

Something is wrong.
Instagram token error.
Daha Fazla

İletişim

(362) 999 1090 - (533) 151 7470
Pazartesi....:
Salı............: 12:00–18:00
Çarşamba...: 12:00–18:00
Perşembe...: 12:00–18:00
Cuma.........: 12:00–18:00
Cumartesi...: 09:00–15:00
Pazar..........: 09:00–15:00